Blog
Abdullah Öcalan’a Açık Mektup
Yol ayrımı yaklaşıyor. Nasıl başlayayım ben bu mektuba, bilemedim, zor. Bey desem sevimsiz, sayın desem biçimsiz. Devlet Bahçeli’den ilham alarak kurucu önderlik desem, bu da yavan kaçıyor. Sanırım samimiyete ve hakikate en uygun düşenleri zikretmek gerek; merhaba Anadolu çocuğu, merhaba Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kurucu babalarından Abdullah Öcalan. İlk paye sizin doğuştan hakkınız, yaşayarak da ispatladınız. İkincisi ise büyük bir sorumluluk, öyle doğuştan kazanılacak veya isteyerek elde edilecek ya da zorla dayatılacak bir paye değil. Ve görüldüğü kadarıyla bu sorumluluğu hem siz üstleniyorsunuz hem de hükümet ve devlet size bu ağır sorumluluğu yüklüyor. Merak ettiğim husus altından kalkabilecek misiniz?
Dün size Cumhuriyet’e yönelik yıkıcı faaliyetlerin elebaşısı diyenler bugün size Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kurucu babalarından birisi olma misyonunu veriyor. Dün idam edilmeniz için ip atanlar, bugün dikkate alınmanız için el uzatıyor. Düne kadar sizi yok sayanlar, bugün size giden tüm yolların önünü açıyor. Siz ise dün ne diyorsanız bugün de onu söylüyorsunuz. Peki yarın ne söyleyeceksiniz? Mühim olan bu.
“Türk halkının çıkarı ile egemenlerin çıkarı aynı değil. Kürt eziliyor ama Türk de sindiriliyor. Bu sebeple Kürt kurtulduğu gün Türk de kurtulacak. Tarihe bakarsanız önce Türklerin Kürtleşmiş sonrasında da Kürtlerin Türkleşmiş olduğunu görürsünüz. Mazimiz ortak olduğu gibi atimiz de ortaktır. PKK güneyde bir yandan Kürtleri özgürleştirirken diğer yandan Türkçe ile Türkleştiriyor. Kürt devrimini Türkçe ile yapıyoruz. PKK savaşı Türklere karşı değil devlete karşı açmıştır” diyen sizdiniz. Hal bu ise ki budur, o vakit Türkiye yüzyılı ancak ve ancak Kürtçe ile mümkün. Lakin iktidarın bu konuya dair bir çözüm üretemediği ortada. Ne yapacaksınız?
“Ham hayalci olmanın faydası yok. Kürtleri İsrail’in uydusu olarak tasarlayanlar var. Kürt ulus devleti üzerinden tüm Kürtleri teslim almak istiyorlar. Buna karşı çıkan biziz, çıktığımız için buradayız; boyun eğen Ankara’dır. İstiyorlar ki Türk Kürt’ü ezsin, Kürt de Türk’ü vursun. Sadece Kürtler değil Türkler de hak ve özgürlüklerinden yoksun kaldılar. Osmanlı batıda yükselirken Türk ve Kürt’ün posasını bıraktı ardında. Atatürk bunu gördü, Kürtleri gördü, Misak-ı Milli budur. Lakin sanırım sonrasındaki kimi gelişmeler onu geri adım atmaya zorladı” diyen sizdiniz. Bugün gelinen noktada rahmetli Yahya Sinvar Pandora’nın kutusunu açtı. Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleşmesi adına Likud, Kürtlere yönelik hamleler yapıyor. Bu hamleleri bertaraf etmek ve bu projeyi yerle yeksan etmek Kürtlerin de devleti olan Türkiye ile mümkün. Lakin böyle bir Türkiye ancak ve ancak hukuk devleti ile mümkün. Ve iktidarın hukuk devletine yıldızlar kadar uzak olduğu ortada. Ne yapacaksınız?
“Türkiye’de muhalefet yok. Rejimin farklı şubeleri var hepsi bu. CHP sürece mutlaka girmelidir. CHP’nin iyi bir sosyal demokrat parti olmasının önemini ben biliyorum, onlar bilmiyorlar. Misal CHP ‘Ben de varım’ diyor ama adım atamıyor, çıkmazı yaşıyor; zira siyaseten felçli. Ergen ve histerik bakışlara yenilmemek lazım” diyen sizdiniz. Bugün gelinen noktada CHP’nin Kemalizm’in histerik bakış açılarını; kibrini, korkusunu ve kompleksini aşamadığı ortada. CHP olmadan toplumsal uzlaşının mümkün olmadığı da ortada. Ve iktidarın CHP’yi paralize etmek için yargıyı araçsallaştırdığı da ortada. Ne yapacaksınız?
“Biz Kürtçülük yapamayız, bu faşizmi besler. Ben Nelson Mandela değilim. O emperyalizmden icazetliydi, ben değilim; nitekim olmadığım için uluslararası bir komplo neticesinde buradayım. Kandil de sınıfta kalıyor. Ulus devlete saplanıp kalmayın. Birilerinin Kürtleri devletleştirme çabaları var, bu tuzağa düşmemek lazım. Kürtler Türkiye’de mevcut devlet yapılanmasında örgütlenmeli. Aynı devlet içerisinde ama eşit yurttaşlık paydasında. Büyük düşünceyi örgütlemek lazım. Dayatmak alerji yaratır, ısrarcılık sabote eder. Özerklikte ısrar etmek sabote etmektir. Devlet federe olmamalı, toplum demokratikleşmelidir. Bunun yolu da pratik siyasetin önünü açmak ve yoğunlaşmaktır. Devlet üyeliği ile ulus üyeliği ayrıdır. Anayasada Kürt denmesine gerek yok. İlla bir şey denecekse Türkiye ulusu diyebilirsiniz” diyen sizdiniz. O halde Kürt olgusu ‘Cumhuriyet’in yasallığına’ nasıl dahil edilecek? İktidarın SDG özelinde tavrı gösteriyor ki devletin sürece bakışını tetikleyen temel hissiyat telif ve terkipten ziyade halen daha korku ve kompleks. Bunu aşacak cesaret ve ferasetten bir hayli uzak iktidar. Ne yapacaksınız?
Ve son olarak “Siyaset öngörüdür, lider de öngörebilendir. Siyaset sanatların sanatıdır; çok yönlü bakış gerektirir, esneklik ve keskinlik ister, derinlik olmazsa olmazıdır, yoğunlaşma ister. Ekonomi politik bilmeden; toplumun tarihini, yapısını ve dertlerini bilmeden, dinlemeden ve anlamadan yapılan siyaset kara ve boş hamasetten başka bir şey değildir” diyen de sizdiniz. Görülüyor ki rejim Kürt siyasal hareketinden meşruiyet ve bir takım hukuki haklar karşılığında diyet olarak İmamoğlu’na ve CHP’ye reva görülen zulme kayıtsız kalınmasını isteyecek. Bu böyle olursa eğer Kürt siyasal hareketinin varlık sebebi ortadan kalkmaz mı? Ne yapacaksınız?
Recep Tayyip Erdoğan iktidar uğruna, koltuk uğruna AK Parti’yi devlete ipotek verdi, müesses nizama en büyük muhalif kitle olan muhafazakâr/dindar seçmenleri de gitti rejime ciroladı. Bunun bedeli de Türkiye için her anlamda oldukça ağır oldu. Ve böyle olunca da rejimin demokratikleşmesi ve devletin hukukileşmesi adına elde kala kala Kürtler kaldı. Soruyorum o vakit size; DEM devletleşecek mi yoksa devlet demlenecek mi? İşiniz oldukça zor. Zira Erdoğan kanadı seçimlerden korkuyor, Bahçeli kanadının ise bu konulara dair düşünce pratiği yok. Ne yapacaksınız?
Hukuk devleti elbette bir günde veya bir yılda olmaz. Bu sebeple kimsenin bugünden yarına köklü bir beklentisi yok. Lakin istikamet çizmek mühim. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu önderliğinin vurucu yanı istikameti çok net çizgilerle çizmesiydi. Kendi icraatları çizdiği istikamete uygun olmasa da nihayetinde istikamet net bir şekilde çizildiği için, zaman içerisinde galibiyet de istikametin, yani Cumhuriyet’in oldu. Kemalizm bu yüzden yenildi.
O halde son bir kere daha sorayım; hükümet ve devlet yeni bir dünya düzeninin şafak vaktinde olduğumuzun farkına varmış ve bu sebeple de yeni bir şeyler söyleme niyeti, gayreti içerisine girmiş, lakin eski alışkanlıklarından ve koltuk korkularından dolayı politika üretme konusunda aciz kalıp topu sürekli size atıyorken, siz ne yapacaksınız? İmkanlar kısıtlı. Hasım çok. Vakit gittikçe daralıyor. Yol ayrımı yaklaşıyor.
Etiketler
SON YAZILAR

Başkan Babamız Ne Yapacak
Reis hazan mevsimini yaşıyor; tarzından, tavrından ve takatinden bu hal gayet net bir şekilde anlaşılıyor. Böyle bir halin vuku bulması

Kürt Siyasal Hareketine Açık Mektup
Kürt değilim, Kürtçe bilmiyorum. Ama kim olduğunuzu biliyor, ne söylediğinizi anlıyorum. Zira Kürtlükten payıma düşeni aldım ben. Kürtlüğün; bunların çok

Tatar Ramazan, Türkmen Devlet ve Kürt Abdullah
Devlete değer vermem; eğer devlet milleti hasat edilecek ekin olarak görüyorsa. Devlete değer vermem; eğer devlet milleti güdülecek koyun olarak

Biz Ayrılamayız
Hayal etmek güzel Türkiye yüzyılını. Hayal etmek güzel hukuk devletini. Hayal etmek güzel özgürlüğü. Hayal etmek güzel eşitliği. Ve hayal