Blog
Federal Suriye ve Çankaya Çanları
İsrail bugün Şam ve civarını bombalıyor. Çünkü Türkiye meseleye kapsayıcı ve kucaklayıcı bir şekilde değil korku ve komplekse dayalı, oldukça sığ bir bakış açısı ile yaklaşıyor. Zamanın ruhu ve tarihin akışı belki de asırlar sonra ilk kez bu kadar lehimizeyken, hala daha 100 yıl öncesinin düşünce kalıpları ve duygu dünyası ile hareket etmek anlaşılabilir, kabul edilebilir değil. AK Parti’nin hataları Likud’a Suriye’yi karıştırması, Suriye’ye müdahil olması için fırsat veriyor; bunun vebali de bedeli de büyük.
Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim çıkışıyla 1925 Takrir-i Sükûn ile inşa edilen rejim çatır çatır çatırdadı; ha yıkıldı ha yıkılacak ve kim ki buna ayak uyduramadı ya bertaraf olacak ya da telef olacak. Okyanusu geçip derede boğulmanın anlamı yok. Abdullah Öcalan’a umut hakkından bahsedip, Türkiye Kürtlerin de devletidir dedikten sonra “Suriye’de federal devlete hayır” cümlesini kurmak lafügüzaftan başka bir şey değil.
Kamışlı’da neler oluyor? Aslında sadece olması gereken oluyor. Evet, Devlet Bahçeli Kamışlı’ya itiraz etti. Ama itirazın sebeplerine bakmak lazım. İki temel sebep görünüyor. Birisi 22 Ekim’den kaynaklı milliyetçi cenahtaki hamasetle mücadele ihtiyacı, diğeri ise Kamışlı’yı bizzat organize etmesi gereken Tayyip Erdoğan’ın bunu yapamamış, başaramamış olması.
Devlet Bahçeli de Abdullah Öcalan da barış için, kardeşlik için, Türkiye yüzyılı için ellerinden geleni yaptılar. 100 yıl önce Sykes-Picot ile böldükleri dünyamızı Bahçeli-Öcalan ekseninde birleştirmek için taşın altına sadece ellerini değil gövdelerini koydular. Söylenmesi gereken en iddialı sözleri söylediler, alınması gereken en büyük riskleri aldılar. Peki neden hala yeterince yol alamadık?
Tayyip Bey, ne barış yapmak ne savaş açmak ne de Ekrem İmamoğlu veya muhalefetin yedi sülalesini zindana atmak sizi o koltukta tutmaya kâfi gelmeyecek. 16 Nisan 2017, 1925’de kurulan ve 1982’de reforme edilen rejimin revize edilmesinden başka bir şey değildi; yani bir ara rejimdi, ana rejim değildi. Ve ömrünü doldurdu. Buna direndiğiniz her gün millet bedel ödüyor ve en nihayetinde ödediği bedelin hesabını size fatura edecek.
Değil Türkiye, dünya üzerinde birilerine yolsuzluk yaftası vurabilecek son zümredir AK Parti. Edep ya hu! Bu millet dün nasıl “çalıyor ama çalışıyor” dediyse bugün de aynı motto ile hareket edecek, şüpheniz olmasın. Zira millet biliyor ki bal tutan parmağını yalıyor. Yapmayın Sayın Cumhurbaşkanı, tehlikeli bir sınırın eşiğindesiniz; bunun bir adım ötesi tiranlık. Bu topraklar çok diktatör gördü ama hiç tiran görmedi. Siz de göstermeyin.
Çankaya çanları çalıyor. Kulak vermek hepimizin hayrına. Çankaya sizi çağırıyor, Çankaya sizi bekliyor Tayyip Bey. CHP, MHP, DEM mutabık bu konuda. Sayın Cumhurbaşkanı siz Çankaya’ya direttikçe Türkiye yüzyılı yerini Büyük Ortadoğu Projesi’ne bırakacak. Bu Türkiye’nin de bölgenin de paramparça olması demek. Bu kadar körleşti mi, bu kadar kötücül mü sizin iktidarınız?
PYD’ye, HTŞ’ye veya ÖSO’ya sahip çıktığımızdan çok daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini idrak edelim artık. TSK tankları 10 yıl önce Kobani’de Kürtlerle birlikte olmalıydı.10 yıl önce bölge halkını PYD ile birlikte IŞID’a karşı korumalıydık. Dün kaçırdığımız tarihî fırsat bugün bir kez daha kapımızı çaldı. Dürzilerin, Nusayrilerin de tıpkı Türkmenler, Araplar ve Kürtler gibi hakları var, haklı endişeleri var. Bu haklar ancak federal bir Suriye ile teminat altına alınabilir, bu endişeler ancak federal bir Suriye ile giderilebilir. Güçlü bir Suriye ancak böyle mümkün.
Bahçeli-Öcalan gereğini yaptı. CHP ve Özgür Özel gereğini yaptı. Sayın Cumhurbaşkanı bir tek siz gereğini yapmadınız, yapmıyorsunuz. Zira hala mevcut koltuk ile bir dönem daha diyor, bunun yollarını arıyor, bunun ihtimalini yokluyorsunuz. Ama yok. Bitti. Ara rejim kapanmak üzere. Siz siyasi hayatınız boyunca zamanın ruhuna göre hareket ettiniz. Sizi ayakta tutan temel içgüdü hep bu oldu. Ama ilk kez direnç koyuyorsunuz. Hata yapıyorsunuz.
Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta sulh, cihanda sulh”. Dahili barış için hukuk devleti ve genel af, harici barış için ise Suriye’de federasyon, Irak’ta konfederasyon ve Türkiye’de demokrasi şart! Zaman azalıyor, çember daralıyor. Türkiye Kürtlerin de devleti ise; İzmir’i koruduğu kadar Erbil’i de korumalı, Trabzon kadar Kobani’ye de sahip çıkmalı.
Türkiye için herkesin kazandığı ve hiç kimsenin kaybetmediği bir zafer mümkün. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı, İmamoğlu’nun Başbakan olduğu bir Türkiye mümkün. Zira inanıyorsak eğer Türkiye halklarına, inanıyorsak eğer Türk milletine ve inanıyorsak eğer Türkiye Cumhuriyeti’ne; şunu idrak etmemiz gerekiyor ki Türkiye yüzyılı ancak ve ancak böyle mümkün.
Düş gerçeğin ta kendisidir derler. Türkiye hepimizin. Türkçenin ve Kürtçenin ötesinde bir ortak dilimiz var bizim; zira ortam geçmişimiz, ortak yaşamımız ve ortak düşlerimiz var bizim. Bize dayatılan yalanları yıkmanın, bize vurulan prangaları kırmanın eşiğindeyiz. Çaresizliği yenmenin eşiğindeyiz. Türkiye yüzyılının eşiğindeyiz. Var bir hayalimiz.
SON YAZILAR

Başkan Babamız Ne Yapacak
Reis hazan mevsimini yaşıyor; tarzından, tavrından ve takatinden bu hal gayet net bir şekilde anlaşılıyor. Böyle bir halin vuku bulması

Kürt Siyasal Hareketine Açık Mektup
Kürt değilim, Kürtçe bilmiyorum. Ama kim olduğunuzu biliyor, ne söylediğinizi anlıyorum. Zira Kürtlükten payıma düşeni aldım ben. Kürtlüğün; bunların çok

Tatar Ramazan, Türkmen Devlet ve Kürt Abdullah
Devlete değer vermem; eğer devlet milleti hasat edilecek ekin olarak görüyorsa. Devlete değer vermem; eğer devlet milleti güdülecek koyun olarak

Biz Ayrılamayız
Hayal etmek güzel Türkiye yüzyılını. Hayal etmek güzel hukuk devletini. Hayal etmek güzel özgürlüğü. Hayal etmek güzel eşitliği. Ve hayal