Blog
Milliyetçilikte Yeni Çağ
Türk milliyetçiliğinde seyfiye nöbeti bitiyor. Bu anlamda milliyetçilik sonbaharını yaşıyor. Milletine karşı güvensiz, devletine karşı güvenlikçi ve siyaseti korkuya dayalı yapan anlayış tarihe karışmak üzere. Milliyetçilik milletine güvenen, devletine hukuk temelinde bakan ve siyaseti rızaya dayalı yapan anlayışla yeni bir çağın eşiğinde.
Türkçüler resmî tarihin ezberlerini bozarak, ehli örfün prangalarını kırarak özgürleşebilir ancak. Önce Osmanlıcılık denendi, olmadı İslamcılık rüzgârları esti. Elde kala kala Türk kalınca mecburen Türkçülük dediler. Ne Türk’ü anlamaya çalıştılar ne Türk’ün hikâyesini içselleştirdiler ne de Türk’ü olduğu gibi kabul ettiler. Hâl böyle olunca da milliyetçiliği aşağıdan yukarıya bir toplumsal karakterin ve istemin neticesi değil, yukarıdan aşağıya bir dayatmanın sonucu tanımladılar. Onlar Türk’e değil, kendi sığ düşünce dünyalarında ürettikleri “Türkçülüğe” meftun oldular.
Sindirilen, kıyıma uğratılan kara budun bu nizamı ters yüz etmek üzere. Millet ehli örf elinde kerim devletin ceberut hâle getirilmesine tepkili. Kadrolu milliyetçiler millet tarafından tasfiye ediliyor. Millet, geçmişte yaşadığı acıları istismar eden veya coşkun olan millî-dinî duygularını suistimal eden siyasi anlayışın aldatmacalarını yavaş yavaş delip geçiyor. Zira devletin askerinden vergisine tüm yükünü çeken Anadolu halkında fedakârlık yapacak hâl ve tahammül kalmadı artık. Milliyetçilik inkılaplara gebe. Milletin hakkını aramak, almak ve korumak için siyaset yapan bir milliyetçilik geliyor.
Milliyetçilik sokaktadır, onu fesada boğan ehli örftür. Kerim devletin seyfiye elinde kötü idare edilmesi devleti çürütüyor. Milliyetçilik devletin sopası, devletin gardiyanı değildir. Mevcut milliyetçi siyasetçiler millete adaleti değil zulmü, refahı değil sefaleti, hürriyeti değil istibdadı yaşatıyor. Bu zümre kendilerini eleştiren her düşünce ve eylemi terörize etmekten çekinmiyor. Milliyetçiliğin siyasi partiler arasındaki tecessümü maalesef oldukça irticai.
Lakin bu durum siyasetin geri kalanının milliyetçiliği şeytanlaştırabileceği anlamına gelmiyor. Evet, milliyetçilik mevcut hâli ile millete hizmet etmekten uzak. Ama 1912-22 arası kesintisiz süren 10 yıllık savaşların içinden çıktığı, o travmalarda şekillendiği ve o psikoloji ile yoğrulduğu akıldan çıkmamalı. Anlamaya gayret etmek lazım. Zira milletin hakkı, hukuku ve refahı için yengi-yenilgi denkleminden çıkmamız şart. Milliyetçiler olmadan Türkiye’de barış ve refah mümkün değil.
Bu sebeple Türkiye için çok kıymetli olduğunu düşündüğüm Selahattin Demirtaş’ın Kobani Davası’na dair savunmasının girişini yanlış bir yerden yaptığını düşünüyorum. Duvara yazılmış “Türk isen övün değilsen itaat et” yazısının fotoğrafını almış Demirtaş ve altına da “Budur yüz yılın özeti. Geri kalan her şey hikâyedir. Geri kalan her şey yalandır. Biz Türk değiliz, itaat de etmiyoruz. Bu zihniyete itaat etmiyoruz” diye açıklama yapıyor. Türklerin söylemediği, ehli örfün suflesi ile bir grup yozlaşmış kimseye söylettirdiği cümleleri baz alarak siyaset yapmak onların arzu ettiği ayrışmaya hizmet edebilir. Algıların olgulardan önde gittiği bir devirde daha dikkatli olmak gerekiyor.
Milliyetçilik haydutluk değildir, bilakis dayanışmacıdır ve devrimci bir niteliğe sahiptir. Geleceğe dair umutlu olmalıyız. Devlet Bahçeli’nin arzusu ve rızası ile kendinden sonrası için demokratikleşme hamlesi gelebilir ve bu hâlde gelecek nesiller MHP çatısı altında birleşebilir. Makamla, parayla, çantacılarla işi olmayan Devlet Bey bunu yapabilir. Elbette bu hamleye karşı direnç göstermek isteyenler olacaktır. Lakin milletle inatlaşılmaz, milliyetçiler de kabına sığmaz ve akacak bir mecra, konacak bir ova bulurlar. Nihayetinde aklıselim galip gelecektir.
Türkiye için tüm bu krizlerin içinde, bizzat krizlerin yol açtığı muazzam bir toplumsal uzlaşı ve barış fırsatı var. Yeni anayasa tartışmaları buna kapı aralayabilir. Herkesin kazanıp hiç kimsenin kaybetmediği bir zafer mümkün. Milletin 31 Mart’ta ortaya koyduğu irade, tüm siyasi partilerden bağımsız onun müesses nizama koyduğu mukavemettir. Bu gerçeği görmezden gelmeye çalışan milliyetçiler dâhil her kim olursa olsun hiç şüphesiz milletin altında kalacaktır.
Devlet kerimdir, millet neciptir. “Memleketi alan kılıç ile almıştır, memleketi tutan kalem ile tutmuştur…”
SON YAZILAR

Başkan Babamız Ne Yapacak
Reis hazan mevsimini yaşıyor; tarzından, tavrından ve takatinden bu hal gayet net bir şekilde anlaşılıyor. Böyle bir halin vuku bulması

Kürt Siyasal Hareketine Açık Mektup
Kürt değilim, Kürtçe bilmiyorum. Ama kim olduğunuzu biliyor, ne söylediğinizi anlıyorum. Zira Kürtlükten payıma düşeni aldım ben. Kürtlüğün; bunların çok

Tatar Ramazan, Türkmen Devlet ve Kürt Abdullah
Devlete değer vermem; eğer devlet milleti hasat edilecek ekin olarak görüyorsa. Devlete değer vermem; eğer devlet milleti güdülecek koyun olarak

Biz Ayrılamayız
Hayal etmek güzel Türkiye yüzyılını. Hayal etmek güzel hukuk devletini. Hayal etmek güzel özgürlüğü. Hayal etmek güzel eşitliği. Ve hayal